Herkese merhaba ☺️🌸🌞
Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yazar, 8 şubat 1828 tarihinden Fransa'nın Nantes kentinde köklü bir burjuva ailesinin. çocuğu olarak dünyaya gelir. Dava vekilliği yapan babası, yazarın kendisini de avukat olmasını ister. Ama yazarımız dünyayı keşfetmek ve yeni insanlarla tanışmak istiyordur. Babasının baskıları ve otoritesi yüzünden on bir yaşından evden kaçarak bir gemi ile Batı Hint Adalarına gitmeye kalkışır ama fark edilince, ilk limanda ailesine teslim edilir. Banası yüzünden hukuk eğitimi alır ve 1850 yılında doktora tezini yazarak Paris'e taşınır. Burada birçok küçük tiyatro ve opera eseri yazarak yazarlığa ilk adımını atar. Edebiyat salonlarına giderek Alexandre Dumas Pere ile burada tanışır ve Alexandre Dumas Pede, yazarımıza tiyatro salonunda bir iş bulur. Babası ümitsizliğe kapılarak, son çalışmasını borsada satarak, yazarımız için 1857 yılında borsada bir devlet memurluğu satın alır. Kardeşi Paul, gemici olur ve aynı yıl iki çocuk annesi dul bir kadın olarak Honorine Morel ie evlenir. !861 yılında oğlu Michel dünyaya gelir. Daha sonrasında farklı ülkelere seyahatler, okumalar ve tekne satın alıp gezmelere çıkar. Çocuğu Michel ile hiç anlaşamıyor ve sürekli oğlu ile sorun yaşayan yazarımız istediği gibi bir özel hayat yaşayamaz ama kişiliğini koruyarak edebiyat hayatında istediği hayatı sürdürür. Gezilerini ve gezilerindeki yolu kitaplarına yansıtan bir yazar. Kitabımızda Türkçe yayımlanmamış 22 hikayesi yer almakta ve üç bölümden oluşmakta. Her bölüm sonrasında bilgilendirmeler yer almakta.

İlk hikaye Gil Braltar isimli generalin Cebeli Tarık boğazında yaptığı yolculukta yaşadıkları ele alınıyor. Bu bölgedeki yaşananlar hem Büyük Britanya için ders olmuş hemde bu bölgenin insanlar tarafından zapt edilemeyeceği anlaşılmış. İkinci hikaye Buzlar Arasında Geçirilen Bir Kış Mevsimideniz kazasında kaybolan oğlunu aramaya çıkan bir babanın, uzun süren kış mevsiminde yaşadıkları ele alınıyor. Üçüncü hikaye Doktor Ox'un Bir Fantezisi, Doktor Ox eğer başarırsa bulunduğu şehir hidroksit gazı ile aydınlanan ilk şehir olacaktır. Dördüncü hikaye Havada Bir Facia, yazarın Frankurtta balon ile yaptığı gezi ve yaşadıkları yer alıyor. Beşinci hikaye Pierre Jean, yapılan iyiliklerin unutulmadı ve ömrünü zindanda geçirecek bir adama yapılan bir iyiliğin nasıl ümit ışığı olacağını anlatna bir hikaye. İlk beş hikayede yazarın seyahatleri dışında, kendi çocukluğu ve gençliğinden de izler bulurken; bir yandan da insanlığımızı, kendimize ve çevremize bakış açımızı, neyi nasıl kabul edip etmediğimizi, nasıl normalleştirdiğimizi ve normalleştirdiğimiz şeylere karşı olanlara nasıl baktığımızı çok iyi anlattığını düşünüyorum.Altıncı hikaye Frritt Flacc, hayali bir ülkenin hayali kasabasının tek doktoru olan Trifulgas'ın tek amacı çok para kazanmaktır.Gizemli bir kişi, Doktor'un hayatına dokunarak tek amacı çok para kazanmasında kötü bir sona itmesi işlemiş ve tek şahit Doktor'un sadık köpeği Hurzof'tur. Yedinci hikaye Martin Paz, İnka İmparatorluğunun eski günlerine kavuşması için çabalayan bir yerli ile Peru'nun sosyal karmaşsına rağmen üst tabaka soylularında bir kıza aşık olarak hem üyesi hemde sevgi kız için verdiği mücadele anlatılıyor. İnsan ilişkilerini böyle güzel anlatması ve aramızda bir fark olmadığını, fesatlığı ve birçok konuyu böyle güzel işlemesi hoşuma gitti. İlk yedi hikaye ile ilgili notlar ve bilgiler verilmesi oldukça güzeldi.

Sekizinci hikaye Saatçi Zacharius Usta,yaşamın sırrı ve sürekliliğini sağlamak için bir saat üzerinden bir saatçi ile şeytan arasında yapılan bir anlaşma anlatılmış. Bana saatle ilgili izlediğim ama adını unuttuğum bir filmi hatırlattı. 🙈 Dokuzuncu hikaye Marki Anselme des Tilleuls'ün Evliliği,zenginlik dışında hiçbir vasfı olmayan bir adam ile akıl hocasının ve adamın evlenmeye karar verince akıl hocasının yaşadıkları ele alınıyor. Adam, herkesin kendisi ile sadece para için evleneceğine inanmakta ama akıl hocası bilge ve adamı en iyi şekilde hem eğitim hemde sosyal ve özel hayatıyla eğitmeye çalışır. Onuncu hikaye Meksika'da Bir Facia / Meksika Donanmasının İlk Gemileri, isyanlar hep karada olmadığını ve denizdede olabileceğini gösteren bir hikaye idi. İki İspanyol gemisinin ele geçirilerek Meksikaya satılmasına yol açması ve hainlerin cezalandırılmasında ödenen bedeller anlatılmakta. On birinci hikaye İdeal Bir Şehir - 2000 Yılında Amiens, yazarın öngörüleri ve bu öngörülerin gerçekleştiği bir hikaye. Tasvirleri oldukça doğru bir şekilde yapmış. Günümüz şehirleri, yaşam tarzları, çalışma ve sosyal hayatları ele alınmış. On ikinci hikaye Avda On Saat, avcı ve atıcı isimli iki grubun arasında sakarlık ve kazalar peşpeşe geldiğinde neler olabileceğine dair öngörülerini anlattığı bir hikaye. Yazar hiç avlanmayı sevmese de bir gezisinde avlanmadan gözlemlemeyi başarması oldukça etkileyici idi. On üçüncü hikaye Bounty İsyancıları, her bir hikayede farklı yerleri gezmek güzel ve bu sefer Pasifik Okyanusunda olan bir İngiliz gemisindeki tayfaların isyanları haklı bir nedene dayanmaktadır. Çünkü denizde terk edilmişlerdir ve kendilerine güvenli bir yer aramaktadırlar. On dördüncü hikaye 2890'da Bir Gazetecisinin Günü, yazıldıktan ya da yaşamınızdan yüzyıl sonraki hayatı hayal edebilir misiniz? Şahsen ben hayal edemiyorum. Çünkü yüzyıl öncesinden bugünü kimse hayal edemez ve bugünden yüzyıl sonrasındaki hayat beni aşar. Yazar düşüncelerini döneminin bilimsel verileri ile kurduğu hayali anlatıyor, bu hikayemizde. On beşinci hikaye Ablukadan Zor Geçiş, genç bir kaptanın bir karar vermesi gerekmektedir. Ya satması gereken malları satacak ya sevdiği kızın babasını kurtaracak ya da hem mallarını satacak hemde sevdiği kızı kurtaracaktı. İkinci kısmın hikayeleri bunlardı ve bu hikayeler ile ilgili notlar verilmesi on beş hikayenin daha iyi oturmasını sağlıyor, bence.

On altıncı hikaye Küçük İrlandalı, sefalet ve fakirliğin hüküm sürdüğü İrlanda'da yaşam mücadelesi veren bir oğlan çocuğunun, yoksulluktan nasıl yüksek mertebeye çıktığını okuyoruz, bu hikayede.İyi ve temiz yürekli insanların, kimsesiz çocukların mutluluğu için çalışan bir çocuğun hayat hikayesine ortak oluyoruz. On yedinci hikaye Jededias Jamet veya Bir Mirasın Hikayesi, maddi durumundan dolayı üst sınıfa çıkmış ama görünüşü nedeniyle, üst sınıfta dışlanmış bir adamın hikayesini okuyoruz. On sekizinci hikaye Dönüşü Olmayan Nehir, sessiz sedasız bir şekilde katnolan babasını aramaya çıkan bir kızın Güney Amerika ormanlarında yaşadıkları anlatılıyor. On dokuzuncu hikaye Sahra'daki Gizli Şehir,; Sahra Çölü ortasında bilim ve teknolojinin üst sınırlarını zorlayarak yükselen şehirde, halk o şehri Kara Kent olarak adlandırmasının sebebi Lord Glenor’un kin ve nefret duygularılarını Kara Kent efendisi ile yaptığı savaşın hikayesini okuyoruz. Yirminci hikaye Hindistan'da Yolculuk, Hindistan’ın İngiliz işgalinden kurtarmak isteyen çeye resi ile çeteleri ortadan kaldırmakla görevli Albay Munro’nun mücadelesini okuyoruz. Yirmi birinci hikaye Kongo Gezisi, Afrika’ya başta girmemiş ormanları ve ilkel kabileler ile vahşi hayvanların Fransız Kongoları ile olan ilişkilerini okuyoruz. Yirmi ikinci San Sorlos, İspanya’dan Fransa’ya sürekli kaçak mal getiem çete ve çeteyi yakalamayı kafaya koymuş bir görevli arasındaki mücadeleyi okuyoruz. Kitaptaki çizimleri oldukça beğendim. Yazarın anlatımını ve dilini sevdim. Seyahat ve kafasına koyduğunu yapması, her şeyi kitaplarına olduğu gibi tarafsız yazması, iyi bir gözlemle yazması oldukça güzeldi. Keyifli okumalar. 🌸
Altını çizdiklerim;
-'Bu utançla yaşamanın ne anlamı olurdu?Ölmeyi tercih etmesi daha doğru olmaz mıydı?' (Sayfa 23)
-'Gerçekten saf oksijen gazının bol miktarda alınması, bütün canlılarda davranış bozukluğuna, değişik organların görevlerini yerine getirememesine ya da daha fazla işler hale gelmesine özetle söylecek olunsa birtakım gayri tabii hallerin ortaya çıkmasına neden olmuştu.' (Sayfa 81)
-'Bu hal, mucitlere karşı ne acı bir zulümdür.' (Sayfa 96)
-'İnsan kendini yaratıcının yerine koyabilir ya da kurulu düzenin şartlarını zorlayabilir mi?' (Sayfa 175)